Uzun zamandan beri duyarlı kamuoyunun ve özellikle aydınların
dikkatini çeken 16 Ocak 2002 tarihli Hürriyet gazetesi çıkışlı
12 Maddelik muhtıra oldu. Hürriyetin web sayfasında yer
alan "PKK'ya 12 maddelik muhtıra verildi" yazısı
gerek basın gerekse aydınlar tarafından oldukça
dillendirmeye değer buldu. Hatta basının bir kısmı
kamuoyunu bu muhtıraya yönelik maniple etti. Ayrıca bu
muhtıra tam 20 dökümandan ibaret olduğu yönünde basında
yer almakta. Ve Kürt ulusal değerlerinin özünü boşaltmak için
çok ciddi önermeler içermektedir. Bu ciddi önermelerin bazılarına
yazının akışı içinde Kürt aydınlarının
dikkatlerini çekmek için değineceğim.
Nedir muhtıranın bu denli önemi? Özellikle basından öğrenildiğine
göre, muhtıranın güvenlik birimlerince yazıldığı
gerçeğidir.
Diğer önemli bir gerçekte şu ki; bu muhtıranın AB
tartışmalarına ve Kürt öğrencilerinin Anadille
eğitim ve öğretim taleplerine denk gelmesidir. Peki; bu muhtırada
neler var, kısaca bir kaç önemli taleplere değinelim.
a) Doğu ve Güneydoğu coğrafi bölge ismi,
Kürdistan olarak telafuz edilmeyecek.
b) Medya Tv.de hava raporlarında doğu ve Güneydoğu
şehirleri Kürdistandan söz edilmeyecek.
c) Kürdistan haritasi ortadan kaldırılacak ve
ulusal kongreden söz edilmeyecek.
d) PKK İstiklal Marşı ve Atatürk aleyhindeki
propogandadan vazgeçecek.
Sonuçta, PKK bu şartlara uyar ve
diğer şartları da yerine getirirlerse, bazı sorunlar
yeniden değerlendirilir ve önemli açıklamalar yapılabilir
deniliyor.
Eğer son zamanlarda dikkatle
PKK ve Medya TV izlediyseniz, rahatlıkla bu kavramlar ve bazı
davranışlar dikkatinizi çekmiştir.
a) Kuzey Kürdistanın adı; Doğu ve Güney Doğu
veya Mezoptamya oldu. Buna askerlikte araziya uymak denir.
b) Güney Kürdistanin adı Kuzey Irak oldu. (Irak
coğrafyasında, Arapça Şimali Irak veya Mintikel Ekrad
diyorlar)
c) Medya TV. sanaatkarları Kürd ulusal kıyafetleri
bırakıp, daha çok Avrupayi giyimlere yöneldi (Buna da modaya
uyma denir)
d) Aylardır gerek PKK parti Meclisi ve gerkese PKK
Başkanlık Konseyi Demokratik Cumhuriyet temasını
işlemektedir.
İlginctir;
a) Tüm bunlara rağmen PKK Öcalan'a yönelik
hiç bir eleştiryi kabul etmez ve reddeder.
b) PKK çevreleri Öcalanın her dediğni Kürd
halkı için bir çıkış noktası olarak kabul eder ve
tartışmanın önünü açmaz.
c) PKK liler tarafından diğer
önemli bir algılanma, kamuoyuna veya tabanına karşı
iddia;Devletle öcalan arasındaki bu bu bilgi trafiğinin devletin
tavizi ve Öcalanın pazarlık gücüne bağlaması
anlamında söylemin yaygınlaşmasıdır.
Bence özellikle; aydın gençlik bu konuda oldukça ikna olmuş
görünyor. Çünkü, anadil ile öğrenim ve eğitim taleplerine yüzde
yüz katılmamıza rağmen yukarıdaki açıklanan
nedenlerin önemli ölçüde etkin olduğu gerçeğini görmeliyiz.
Ancak; bu haklı ve demokratik talep kimden gelirse gelsin, birilerin
ideolojik tekeline girmedikçe, her yönü ile desteklenmelidir. Dahası;
ana dille eğitim ve öğrenim talepleri sivil demokratik kurumlarda,
siyasal partilerde ve diğer insani kurumlarda da
tartışılmalıdır. Ayrıca gerekirse; bu yönde
yoığınsal toplantılar yapılmalı ve Kürt
kitlelerin demokratik taleplerini alanlara taşımalıdır.
Kanımca bu da daha çok Kürd kamuoyuna yönelik talepleri olan
partilere büyük görevler düşer. Kendilerini Kürt kitlelerine ilişkilendiren
ve bu yönde Kürt Kimliği savunma iddiasında olanlar için
bulunmaz bir fırsattır. Ben kendi adıma bu gibi çalışmaların
her aşamasında amade olduğumu belirtmek
isterim. Basında öğrendiğimize göre, yurtdışında
bu konuda olumlu gelişmeler olmakta. Bu anlamda gerek yurt içinde
gerek yurt dışında her yurtsever anadille eğitim ve öğretime
katkı sunmalıdır.