Arşiv

Tutsak dil tutsak kültür demektir !

"Kültürlerin ve medeniyetlerin ilk kaynağı hakkında ilginç bir tez var. Bu tezde Yunan, Hint ve Yahudi üçlüsünün kaynak ettiği düşüncesine dayanır. Sokratestan önce yedi bilgin, hekimle (Hükema-i Seb'a) başlar. Sonradan Sokrates halkası başlar. Bunu Eflatun, Aristotales, Akadiler ve İskenderya mektebi izler. Avrupa da Rönesanla birlikte Descartes, Kant ve en sonunda Hegel ile biter. Yine Avrupaların iki koldan geliş yönleri olduğu söylenir. Birinci kol Yunan'dan, İkinci kol Hint'den ayrılmadır. Belki de Dicle ve Fırat arasından...  İlginçtir hiç bir zaman batı söz etmiyor, çünkü bundan söz ederse geliştirdiği teorilerin çoğu boşa çıkar ama daha önceleri de belirtmiştik, Bütün Yunan medeniyetinin kaynaği KÜRTLERE dayanır. Kürtler iki nehir arasındaki kültür kaynağıdır. İki nehir arası dünyanın kültür merkezi, felsefe kaynağı ve Riyazi bilimlerin ilk geliştiği yerdir, ayrıca bütün dinlerin kaynağıdır." (Dr. Ali ŞERİATİ)

1970 öncesiydi, Cağaloğlunda KORAL yayın evinde (KORAL yayın evinin sahibi şimdi Urfa da Avukatlık yapan Ali Bucaktı. ) Aziz Nesin ustadan dinlemiştim. Sohbet Türkiyedeki sorunlar ve gazetelerin yazın yaşamı ile ilgiliydi. Nesin USTA diyordu "Yahu Türkiye'de konu mu yok; azıcık eli  kalem tutan  için Türkiye cennettidir " Büyük USTA nın dedikleri o gün bu gündür hiç değişmedi hatta problemler daha da arttı..Aylardır  AB ile ilgili tartışılan taslak tabiri caiz ise DAĞ FARE doğurdu.

Hükümet Kürtlerin KÜLTÜREL haklarını tanımakta halen çekimser. Ulusal programda Kürtlere ancak günlük yaşamda farklı lehçe konuşma kakkı tanınıyor. Yani 1925'ten sonra uygulanan SUKUT-İ İKRAR kanunundan biraz daha ileri. Çünkü yasa da o günkü para ile Kürtçe konuşandan her kelime için beş kuruş (O döneme göre çok büyük para) alınıyormuş. Bugün AB ye girme iddiasında olan Türkiye halen Kürt dili ve kültürü için farklı lehçelerle konuşmayı UP alıyorsa biraz ilerleme var demektir. Oysa ki, bu haklar KOPENHAG kriterlerinin ABye katılmak istiyen her ülkenin yerine getirmekle yükümlü olduğu kriterlerdir.

27/2/2002 tarihli  Radikal Gazetesinin Le MONDE alıntısınde "KÜRTLERİN HAKLARI BAŞKA BAHARA KALDI" yazıyor. Nedir Kültür? Niçin Kürt kültüründen korkuluyor? Dr. Ali ŞERİATİ nin  dediği gibi "Acaba bazı gerçekler ve teorileri boşa çıkar ve havada kalır diye ayak diretenler mi var?.."   Eğer bu gerçekle TC Devleti Kürt Kültürünün gelişmesini, korunmasını ve yayılmasını engellemek istiyorsa bu TC devletine hiç bir şey kazandırmaz. Her halk gibi biz Kürtler de kuşkusuz ulusal dilimizi her yönü ile gözümüz gibi korumak geliştirmek isteriz. Çünkü,  bir ulusun meydana getirdiği kültürel değerler aynı zamanda bütün insanlığın değerleridir. Bu anlamda  bütün dillerde ortak değerler vardır ve bu da ancak özgürce dilin kendini ifade etmesiyle olanaklı olur. Tutsak bir dil tutsak kültür demektir. Eğer dilin ve kültürün tutsak edilmesi, edenlerin yararına olsaydı;  İşte Fransa - Cezayir, Britanya - Hindistan örnekleri ortadadır. Bu gün ne Arapça yok olmuştur ne de Hintçe. Hatta Arapların bir boyu olan Berberiler bile o dönemde Cezayir de dillerini koruyabilmişlerdir.   

Kültürle ilgili Büyük Filozof, Fransız düşünürü J.P. Sartre ne diyor?  "Benim arzum bütün insanların birlik sağlanmalarıdır Çünkü,  500 milyon Avrupalı ve sözgelimi 500 milyar yerli oldukça birlik imkansızdır. Çünkü 500 milyon Avrupalı insandır ama diğerleri insan yerine konulmuyor." Bu anlamda kültürel haklar aynı zamanda insanın doğaya ve topluma bakış açısının bir göstergesidir. Ve dahası bu bakış açısı demokrasi, insan haklarıyla direk ilşkilidir. Düşününüz ki, kültür ve dil serbest gelişmedikçe, sanatın ve bilimin bütün dalları, siyaset ve siyasi etik nasıl gelişir? Bunlar yalnız ne Kürd'e, ne Türk'e ne de tek başına başka bir halka mâl edilir. Tüm halkların ortak değerleridir, bu ortak değerleri yok etmek ve yok saymak geleceği yok saymak anlamına gelir ki bu da bir insanlık ayıbıdır...

Bu gün Türkiye'de yaşayan halkların kültürel değerleri hâlen ciddi anlamda ele alınmamış. Bu yaklaşım oldukça düşündürücü ve geleceğe yönelik iç açıcı değildir. Büyük düşünürlerin kültürle ilgili çok önemli tanımlamalarını burada aktarmaya değer buluyorum.

Örneğin; İlk kez Ünlü VOLTAİRE,  Culture sözcüğünü, İnsan zekasının (esprit) oluşumu, gelişimi, geliştirilmesi ve yücelmesi anlamında kullanmıştır.  Yine  MARX, fransızların (ésprit) yakın olan HEGELİN Geist (Akıl - Ruh) yerine Cultur u tercih etmiştir. Kültür, doğanın yaratıklarına karşılık, insanoğlunun yarattığı her şeydir der MARX. O halde yaşadığımız uygar dünya da birileri diğerlerinin kültürel gelişmesini engellemek veya katkıda bulunmamak ile neyi ifade eder? Bizler içinde bulunduğumuz koşulları acıları, sevinçleri ve ortak değerlerımızı birlikte paylaşmazsak insanlık neye hizmet eder? Çünkü, yaşamın bütün koşuları kültürün bütününe bağlıdır. Bilim adamları; erdeme, haklı ve haksıza değişik dönemlerde değişik tanımlamalar getirmişlerdir. Ancak günümüz koşullarında söylenen çok şeylerin bu günde geçerliliği tartışılmaz. Örneğin; Hak dediğin şey zor kullanmaktan doğmuştur, Haklı ile haksızı kanunlar ayırır. Kanunları da güçlüler yapar, güçlünün ölçüsü kendi çıkarlarınadır. Güçlüler uygar olmadığı toplumlarda yumruk gücü ile sağlanır. (THRASYMKHAS la Platonun Devlet adlı eserinin birinci kitabı ) İşte biz Kürtlerin bu yaşadığımız dramın da nedenleri bu değil mi? Bu günde aynı şey geçerlidir, kanunları güçlüler kendi çıkarlarını korumak için yapar. Onun için sürekli İnsan hakları savuncuları kanun ile hukukun bir birinden ayrı kavram olduğu gereğini vurgularlar.

İşte bu günlerde çokça tartışılan bir konu; ANAP lı Devlet Bakanı Keçeciler in Akşam Gazetesi ne PKK ile ilgili yaptığı değerlendirmedir. Keçeciler 24 Şubat 2002 tarihinde Akşam Gazetesi'ndeki söyleşisinde diyor ki " PKK dağda olacağına gelsin Meclise girsin."  Keçeciler aslında şu anlama getirmek istiyor, Biz bunların HEP döneminde ne acemi siyasetçi olduklarını gördük demek istiyor. Keçecilerin düşencesi belli, bu konuda yaygaralar ve şöven ırkçı söylemler dışında en doğru değerlendirme,  27 Şubat tarihli Radikal Gazetesi'ndeki yazısıyla Sn. Enis Berberoğlunun yaptığı değerlendirmedir.  Berberoğlu diyor ki "SİYASETİN KILIÇLA DANSI"  Keçeciler 12 Eylül 1980 den önce  " 7 Eylül de Konya belediye Başkanı iken de böylesi değerlendirmelerde bulunup sadece askerler değil siviller tarafından da bölücülükle itham edilmişti " diye  vurgu yapmış. Aslında gerek Keçecilerin gerekse Berberoğlunun belirlemesi,  bu günkü var olan gerilimin devlet ve hükümetin ne kadar siyasi kültür yönünde hoş görülü olduğunun göstergesidir. Dahası da ilginç olan ANAP Genel Başkan Yardımcısı Erkan MUMCU Parti Grup konuşmasında yaptiği konuşmadir, o,  aynen şunları söyledi "Sn. Keçeciler deneyimli bir politikacıdır PKK nin adını ağızına almayacak kadar deneyimlidir " Devamında; PKK Türkiye'nin düşmanıdır biz de PKK nın düşmanıyız. Hatta hızını alamayıp siyasi etiğe sığmayan bir uslupla, "HADEP le selamlaşmak bile istemem sözkonusu değildir" dedi. "E...  Peki PKK nın dağda veya mecliste olası tartışmasını bir yana bırakalım. O konuda karar PKK nın kendi özgür iradesıne bağlıdır. Peki ya HADEP bu ülkenın kanunlarıyla kurulmuş bir parti değil mi?..  O zaman ne Keçecilerin biz onları Mecliste gördük ifadesi gerçekçi, ne de Erkan Mumcu'nun HADEPle selamlaşmayı çok görmesi  gerçekçi olur.

Öyle anlaşılyorki Kürt kimliği savunan kim meclise girerse girsin akibetleri  HEP ve DEP ten farklı olmaz, bunun aksini düşünmek ya saflık ya da işbirlikçilik olur. Kürtçede bir söz  var;  Neyarê du bira ji birayêkê re dibêje tu gelekî başî, lê ez di diya birayê te n..!  Yani, düşman iki kardeşlerden birisine diyorki "Sen çok iyisin ama kardeşinin anasini bel….!" Aslında burada kardeşlerin birisinin ahmaklığını veya ihanetini dile getirmenin en somut ifadesidir. Tabi ki sözüm anlayanlara!.. 

Sonuç olarak Kürtlerin birbirilerini kabullenmesi ve komşu halklara iyi ilişkilerle dayanışmasının her zamankiden daha  gerekli olduğu bir dönemden geçtiğımizin gerçeğini asla unutmamalız...  

Kürt  aydinlarin  politik  duruşlari ve eleştirileri

Hollanda Kürt Konferansi

Kürtlerin kırmızı hatlari, 
ABD ve Türkiye

Bundan sonra Irak’ta olasi gelişmeler?

Güzelin çirkin sözleri

6 milyon Güneyli ve 25 milyon Kuzeyli Kürtlerin geldikleri aşama

AB”ye Girmeye çalışan devletin Genel Kurmay’ının Kürt Tehditi

Necmettin Büyükkaya`nin Anisina

Fethi Yildirim’in Anisina

Medet Serhat’in Katledilişinin  Onuncu Yılı

TC; AB ve Kürt Sorunu

PWD'yi dikkatla izlemek lazim

TC’nin lütfü, basının abartısı ve Apo’nun iz düşümleri Zana ve Dicle

TC’nin AB’ ye girmek için çaba harcadığı bu dönemde KÜRT-DER TC ye bir baskı unsuru olabilir

Sol İtifak, Dehap’i  ve Kürd’ü sistemin içine çekme hareketidir

Her seçimde sözde bazı Kürt aydınların acınacak halleri

2004 yılına biz Kürtler
sevinçle girmeliyiz

Her eve bir cenaze, her eve bir tutuklu ve son rövanşin iflasi ile polis dayaği politikasi

Dünyanın en acımasız terörü DİN, İMAN ve ALLAH için yaptıklarını iddia edilen terördür!

Medet Serhad’in anısına

A.Melik Firat'in Kitabi
ve Ferzende Kaya

Musul ve Kerkuke sefer olur ama zafer olmaz

Milli Siyaset Belgesi ve Özel Siyaset Belgesi

İlkel Milliyetçilik ve ”Kukla Devlet”

Önümüzdeki günlerde Öcalan'i ve KADEK'i dikkatla izlemek lazim

Tüm Kuzey'li  Örgütler Güneye Desteğini Deklare Etmelidir 

Afganistan'da bir KÜRT devleti kurulursa Türkiye acaba ne yapar!

Türkiye’de 3 Kasım depremi

Baskılara inat Diyarbakir'da Bağımsız Milletvekili Adayı Melik FIRAT desteklenmeli

"DDKO'nun  kurulmasından sonra çok taşlar yerinden oynadı"

ABD’nin Irak’a saldırısında Kurdistan pastasından kime ne düşer?

Tutsak dil tutsak kültür 
demektir !

O bir militandi

Böyle giderse biz Kürtlerin 2002 yılında da işi zor !

Dünyayi ve Amerikayi şok eden saldırı

DDKD tartışmasına bence son verilmeli

IMF ve Globalizme karşı yeni mücadelede ne yapmalı?

”Susma, sustukça sıra sana da gelecek Erbakan ve Fazilet!”

Milliyetçilik hakkında

Sonuç vermeyen Kürt platformları

32. yılında DDKO

“Çalışma alanlarımız halkımızın içinde olmalıdır”