Arşiv

Zorunlu bir açıklama:

"DDKO'nun  kurulmasından sonra çok taşlar yerinden oynadı"

Ali Buran
İstanbul DDKO kurucu üyesi

Sayın BURKAY;

"ANILAR BELGLER Cilt 1" kitabınızı özenle okudum. Kuşkusuz kendinizin de belirttiği gibi, uzun bir zaman sürecinde büyük uğraşlar vermişsiniz. Bence bu da, KÜRT KÜLTÜRÜNE bir katkıdır.

Ancak ne var ki, kitapta yer yer kendi siyasi kültürünüzü de okuyucuya aşılamışsınız. Tabi ki, kişinin davranış biçimini kendi kafasındaki düşüncesi belirler. Bu herkes için kabul edilebilir bir olgudur. Ancak, bazı şeyler var ki, bilgi ve belgeye dayanır.

Sayın BURKAY; genellikle yazılarınızda hep KÜRTLERIN birliğinden söz edersiniz, fakat yazdıklarınız çok dikkatle okunursa, hep geçmiş dönemin ayrımcı hizipçi anlayışının hakim olduğu görülmektedir.

Yani, Tek Parti dönemindeki anlayış gibi bazı insan ve kurumlara işine gelince övgü, işine gelmeyince sövgü ile yaklaşımınız hoş olmayan bir anlayıştır. Kısacası; "O dönemden kalan çok az insan ya hayatta değil ya da ancak ayakta kalabilmişler ve nasıl olsa o gruptan kimse bana yanıt vermez " anlayışını sizde görüyorum.

Sayın BURKAY;  TIP 4. Kongresinde yaşananları çok çarpıtarak DDKO ve Dr. ŞIVAN 'ı hedef alarak vermişsiniz.

Diyorsunuz ki: "TIP'in 4. Kongresinde alınan önemli kararlardan biri Kürt sorununa ilişkin olandı. Kürt sorunu ile ilgili olarak iki karar taslağı sunuldu. Bunlardan birini ben kaleme almıştım ve Tarık Ziya, Naci, Mehdi ve diğer bazı arkadaşların ortaklaşa imzasıyla sunduk. Benim hazırladığım taslakta, hem Kürt sorununda partinin baskılara karşı çıkan ve eşitlik temelinde bir çözüm istiyen demokratik tutumu dile getirilmiş, hem de mevcut yasal engeller göz önüne alınarak uygun, yumuşak bir formülasyon yapılmıştı. Yine bir kısım Kürt delegeler tarafından verilen diğer taslak ise oldukça sertti. Yıldırımları çekeceği, partinin başını belaya sokacağı belliydi." (s.279)

Yine Diyorsunuz: "Sözkonusu yan salonda ayak üstü bu konuyu konuştuk. Gerek Tarık Ziya, gerek ben, Kürt arkadaşları daha yumuşak bir karar taslağı üzerinde ikna etmeye çalıştık. Aslında aynı şeyi, özüne dokunmadan ama daha değişik sözlerle ve yıldırımları o denli çekmiyecek biçimde dile getirmenin mümkün ve yararlı olduğunu, aksi halde, sert bir kararın partiyi kapatılma riskiyle yüzyüze getirebileceğini, amacımızın ise elbet bu olmadığını söyledık. Ben arkadaşları ikna etmenin zor olmayacağını sanmıştım. Oysa hiç de öyle olmadı. Çoğunluk öteki karar tasarısından yana tavır koydu ve doğrusu bu beni şaşırttı. Bu sonucu beklemiyordum  ve çok üzüldüm. Bir çok arkadaşın bu katı tavırına ise, bir anlam veremedim. Ne varki politikada iyi niyetli, ama biraz da saf olduğumu o gün farkettim. Meğer bizim TIP' te yıllardır birlikte kavga verdiğimiz Kürt yoldaşların önemli bir bölümü Dr. Şıvan tarafından örgütlenmişti ve buraya bu konuda hazırlıklı, örgüt içinde örgüt olarak gelmişlerdi. Silvanlı Mahmut Okutucu, Muhterem Biçimli, Abdülkadir Ceylan Abdulkerim Ceyhan olacak-AB) bunların arasındaydı. Kongrede izlenecek tavır meğer önceden belirlenmişti. Partinin kapanması ise Şıvan'ı ancak memnun ederdi!" (s.279) (Bu ne demekse Sayın BURKAY'a göre!…)

BURKAY devam ediyor ve diyor ki:

"Oysa komisyon da, her iki tasarıyı bir ölçüde göz önüne almakla birlikte, o dönemdeki politik ortama göre oldukça sert bir formülasyonu benimsemişti. Komisyonda Ahmet Aras'ın olması  bunda etkili olmuştu sanırım. Komisyonun Türk üyeleri de itiraz etmemişlerdi. Karar tasarısı kongreden de, hiç bir itirazla karşılaşmadan, rahatlıkla geçti!" (s.280). Ve sayın BURKAY çıkan kararın metnini okuyucuya sunmakta.

Sayın BURKAY; başkaları dediğiniz biz DDKO’lularız yani biz KÜRTLERIZ. Her nedense TIP'le ilgili gelişmelerde biz DDKO'luların adını yeminliymiş gibi hiç vermiyorsunuz. Ayrıca o günkü kararımız ülkemizde gelişen olaylar karşısında hiçte sert değildi, KÜRDISTAN 'da alabildiğince baskı ve zülüm vardı.

Jandarma baskısını ilgili DDKO Bülteninde açıkça dile getirmiştik. Sizler de bazıları gibi işinize geldiğinde DDKO’yu yazılarınıza referans ve belge olarak gösteriyorsunuz, işinize gelmediğinde bu belgelei ters yüz ediyorsunuz.

Sizin, EMEK grubunun o günkü taslağı hatırımda kaldığı kadar her zamanki yazılarınızda olduğu gibi REFORMIST bir anlayışla, ne suya ne sabuna dokunur cinstendi. Sizler o gün de parlamenter olmak için partiyle aranızı bozmak istemiyordunuz, bu günde aynı kişiler aynı rollerde oynuyorlar. Işte; Dr. Naci 'nin HADEP sevdası ve Ağrı'dan ikinci sıra MILLETVEKILI olarak gösterildiği gibi.

Çoğunluk tarafından, öteki karar dediğiniz, biz DDKO'nun kararı kabul edildi demeye bir türlü diliniz varmıyor. Bizler Istanbul DDKO olarak kongreden bir kaç gün önce Ankara'ya gelip, kongre ile ilgili nasıl bir tavır alacağımız ve sunacağımız konusunda bir taslak kafamızda şekillenmişti.

Bu çalışmayı Istanbul ve Ankara DDKO’lular bilirler. Istanbul'dan Necmettin Büyükkaya, Hikmet Bozcalı, Mehmet Tüysüz, Mahmut Kılıç, ben ve şu anda adlarını hatırlamadığım bazı arkadaşlar gelmiştik. Sizin dediğiniz o kongre salonunda bir ara ufak bir tartışma çıkmıştı ve bu küçük tartışmayı BEHICE BORAN kürsüye çıkarak yatıştırdı. Biz Istanbul grubu gelmeden önce bir kaç kişi Apé Musa'ya gitmiştik. Yani sizin deyiminizle biz kendi aramızda hazırlıklı gelmiştik. Ahmet ARAS o dönemde sık sık bize Istanbul DDKO’ya gelirdi. Musa ANTER, Ahmet ARAS ve M. Emin BOZASLAN (müftü) en çok gelenlerdendi.

Dr. Şivan’dan söz ederek bence ölülere saygılı olmanız gerekirdi. Hem yıllarca birlikte TIP'te çalıştığımız yoldaş (arkadaş) diyorsunuz hem de, "TIP kapansaydı Dr.Şivan ancak sevinirdi!" diyorsunuz. Bu ne biçim yoldaşlık anlayışıdır? Dr.Şivan, Silvanlı Mahmut OKUTUCU, Muhterem BIÇIMLI ve Abdulkadir CEYLAN (Abdulkerim CEYHAN olacak) meğerki örgüt içide örgütlenmişler diyorsunuz.

Sayın BURKAY; herkes biliyor ki, DDKO'nun  kurulmasından sonra çok taşlar yerinden oynadı ve çoğu kişinin oyunu bozuldu. DDKO ayrı örgütlemeyi hedefleyen Ilk KÜRT ulusal gençlik örgütüydü. Diğer bir özelliği de, artık abilerimiz her şeyi bilir kayıtsız şartsız onların dediği olacak anlayışını DDKO  yıkmıştı. Ama, öncellikle bizim tercihimiz ulusalcı olmaktı. Bu o dönemde bizim sola karşı olmamız anlamına gelmiyordu. Temel kriter  öncellikli ULUSALCI olmaktı.

Bakınız siz diyorsunuz "Gerek Tarık Ziya, gerek ben KÜRT arkadaşları daha yumuşak bir karar taslağı üzerine ikna etmeye çalıştık" ve bu oldu şu oldu, KÜRT arkadaşlar şöyle yaptı böyle yaptı...

Yani hayret!  Siz kendinizi KÜRT olarak kabul etmiyorsunuz veya o zaman TIP'li olmak KÜRT kimliğinden feragat etmek miydi?

Sürekli, Tarık Ziya, Dr. Naci ve Mehdi 'den söz ediyorsunuz ama, bu gün bunların hiç biri siyasi anlamda yanınızda değildir.

Ve sizler de taktir ederseniz bu doğal bir gelişmedir. Peki, Dr. ŞIVAN ve özellikle diğer arkadaşlarımız Mahmut OKUTUCU, Muhterem BIÇIMLI ve Abdulkerim CEYHAN'ın DDKO'nun kurulmasından sonra tercihlerini TIP'te değil de, DDKO dan yana koymasını niye o kadar yadırgıyorsunuz bunda ne gariplik vardı? Ve bilindiği gibi  bu arkadaşlarımız sonradan tercihlerini T-KDP'den ve KIP 'ten yana koydular.

Sayın BURKAY; demek ki, TIP 'in hazırladığı taslak bizim arkadaşlarımızın taleplerini karşılamaktan uzak ki, DDKO nun taslağını onaylamışlar. Diğer önemli bir nokta, diyorsunuz ki;"bu taslağa, (yani sizi deyiminizle "bir grup KÜRT taslağına") Türk solundan arkadaşlar da destek verdiler." Yani Hayret!.. Sizin ve bazıların DDKO taslağına karşı çıkmalarına rağmen kuruldan geçiyorsa başka da çareleri yokmuş demektir. Zaten o günlerde o kadar tartışmanın sonucunda da böyle bir karar beklenirdi. Ve  böylesi DOĞALDI.

Sayın BURKAY; bu yazım birilere eleştiri veya birilere övgü değildir. Kuşkusuz Hayatta olmayan değerli yurtsever arkadaşlarımı savunmak ve onların anılarını yaşatmak benim görevimdir. Yaşamlarını KÜRT Ulusal Kurtuluşuna adayan bu arkadaşlarıma karşı olumlu olmayan bakış açınızı doğrusu hem yadırgadım  hem de yakıştırmadım. Anılarınızda, kişileri değerlendirmeden ziyade ölüleri bile deşifre ediyorsunuz. Ben hiç kimseye karşı art niyetli ve peşin yargılı değilim.  Amacım, bildiğim gerçekleri objektif olarak yazmak ve geleceğe yönelik ışık tutmaktır. Anlaşılan o ki, bize bazı Kürtler diyenlerle,  biz Kürt yurtseverleri arasında halen DEMOKRASI köprüsü kurulmamış. Bence, bu yaşta bizlerden beklenen birlikçi ve DEMOKRAT tavırlı olmaktır.

Bu anlayışla, Sayın BURKAY, şimdilik yaşamınızda başarılar ve sizin için uzun ömürler diler, selam, saygılar sunarım.

Kürt  aydinlarin  politik  duruşlari ve eleştirileri

Hollanda Kürt Konferansi

Kürtlerin kırmızı hatlari, 
ABD ve Türkiye

Bundan sonra Irak’ta olasi gelişmeler?

Güzelin çirkin sözleri

6 milyon Güneyli ve 25 milyon Kuzeyli Kürtlerin geldikleri aşama

AB”ye Girmeye çalışan devletin Genel Kurmay’ının Kürt Tehditi

Necmettin Büyükkaya`nin Anisina

Fethi Yildirim’in Anisina

Medet Serhat’in Katledilişinin  Onuncu Yılı

TC; AB ve Kürt Sorunu

PWD'yi dikkatla izlemek lazim

TC’nin lütfü, basının abartısı ve Apo’nun iz düşümleri Zana ve Dicle

TC’nin AB’ ye girmek için çaba harcadığı bu dönemde KÜRT-DER TC ye bir baskı unsuru olabilir

Sol İtifak, Dehap’i  ve Kürd’ü sistemin içine çekme hareketidir

Her seçimde sözde bazı Kürt aydınların acınacak halleri

2004 yılına biz Kürtler
sevinçle girmeliyiz

Her eve bir cenaze, her eve bir tutuklu ve son rövanşin iflasi ile polis dayaği politikasi

Dünyanın en acımasız terörü DİN, İMAN ve ALLAH için yaptıklarını iddia edilen terördür!

Medet Serhad’in anısına

A.Melik Firat'in Kitabi
ve Ferzende Kaya

Musul ve Kerkuke sefer olur ama zafer olmaz

Milli Siyaset Belgesi ve Özel Siyaset Belgesi

İlkel Milliyetçilik ve ”Kukla Devlet”

Önümüzdeki günlerde Öcalan'i ve KADEK'i dikkatla izlemek lazim

Tüm Kuzey'li  Örgütler Güneye Desteğini Deklare Etmelidir 

Afganistan'da bir KÜRT devleti kurulursa Türkiye acaba ne yapar!

Türkiye’de 3 Kasım depremi

Baskılara inat Diyarbakir'da Bağımsız Milletvekili Adayı Melik FIRAT desteklenmeli

ABD’nin Irak’a saldırısında Kurdistan pastasından kime ne düşer?

Tutsak dil tutsak kültür 
demektir !

PKK araziya uydu!

O bir militandi

Böyle giderse biz Kürtlerin 2002 yılında da işi zor !

Dünyayi ve Amerikayi şok eden saldırı

DDKD tartışmasına bence son verilmeli

IMF ve Globalizme karşı yeni mücadelede ne yapmalı?

”Susma, sustukça sıra sana da gelecek Erbakan ve Fazilet!”

Milliyetçilik hakkında

Sonuç vermeyen Kürt platformları

32. yılında DDKO

“Çalışma alanlarımız halkımızın içinde olmalıdır”