Bu seçimin, herkesin üzerinde mutabık kaldığı tek nokta, aceleye
getirilen baskın bir seçim olmasıdır. Bu anlamda, zaten pek sağlıklı
olmayan tüm partilerde bir kargaşa yaşandı. Ben kendi adıma bu seçim
için, şimdiye kadar yaşadığım en sevimsiz ve heyecansız seçim diyebilirim.
Bu anlamda bazı arkadaşların ve dostların seçim üzerindeki yazılarını
okuyunca bende yazma gereğini duydum.
Bir kez bazı partiler baskın seçimi fırsat buldu, bazıları ise yeteri
amaçlarını topluma anlatma fırsatını bulamadılar. Bu günkü, mevcut sistem
partilerin diğerlerinden hiç farkları ya yok yada kelime değişikliği ile
vardır. Tüm sistem partilerin üzerinde birleştiği tek nokta KUZEY
IRAK'ta bir KÜRT DEVLETİ kurulmamalı mesajı ve hemen ORDU KUZEY
IRAK'A girmeli.
Yani TÜRK toplumu ÖCALAN' ın yakalandığı gibi APO' ya
yönlendirdiyse,şimdi de KUZEY IRAK'a maniple ediliyor. Bu anlayış o denli
çirkinleştiki geçmişte ÖCALAN' ın yakalanması nasıl prim yaptı ise bu gün
de KUZEY IRAK'tan prim yapmak istenmektedir. Ne yazık ki, bu uğursuz
kervana KADEK yetkilileri ve Medya TV’de hızını almadan katıldılar. Gerçi
son zamanlarda gerek HADEP dışındaki gerekse toplumda görülen tepki
ve abileri KASTRO Yaşar' ın uyarısıyla, askeri tabirle U-dönüşü ile
çark ettiler ama iş işten geçti...
DEHAP'a gelince; seçimden bu güne kadar önlerine somut bir hedef koymuş
değiller. Her bölgede, ilde adayların ve partili yetkililerinin söylemleri
hiç örtüşmüyor. Ama, itiraf edeyim ki çok gezen ve ülkeyi iyi tanıyan biri
olarak; gerçekten her yerde görüştüğüm insanlardan anladığım kadarıyla
DEHAP'ın barajı aşmaması için bir neden görmüyorum.
Yok eğer, rahmetli Osman BÖLÜKBAŞI' nın deyimiyle "Alkışlar bana, oylar
Celal BAYAR ve İNÖNÜ' ye olursa", o zaman KÜRTLER' i de yeniden
tahlil etmek lazım. Özellikle metropol Kürtlerinin ulusal kişiliklerinde
ne değişiklik olduğu yönünde iyice irdelemek çok önemli diye düşünüyorum.
Ama benim bu seçimdeki DEHAP' la ilgili tek sağlıklı gözlemim
şimdiye kadar alışıla gelmemiş bir siyasi parti yöntemiyle adayların
seçilmesidir. Adeta bir Gençlik Derneği gibi adaylar seçildi. Hiç bir
yerde hiç bir KÜRT aydını ile ne görüşüldü nede dayanışma içine girildi,
bunun nedeni TÜRKİYE partisi olma iddiası.
Şimdi benimle görüşen bazı HADEP’lilerin iddiaları " Eğer baraj
aşılmazsa bu seçimden sonra büyük hesaplaşma olacağı " yönündedir. Buna
da, SİVEREK lilerin bir deyimiyle yanıt veriyorum " Haydi Xayırlısı"
diyorum.
Şimdi tüm bu yazdıklarımdan sonra, gelelim DİYARBAKIR Bağımısız
Adayı Sayın Melik FIRAT' a. Benim Melik FIRAT' la uzun bir zamana dayalı
bir dostluk ve abi - kardeşlik hukukumuz var. HAK-PAR kurulmadan önceleri
bir kaç kez telefonla beni arıyarak birlikte çalışma teklif ettti. Buna
rağmen ben siyasal anlayışımı kendisine anlatınca ve geçmişten bu güne
kadar hiç bir ortak yanları olmayan bir kadro ile çalışmamın yararlı
olmayacağını söyleyince, çok makul ve seviyeli bir şekilde "Yinede sana ve
MED-KOM’daki arkadaşlara ihtiyacım var" diye ikinci kez söyledi.
Melik FIRAT' ın benimle ilgili sitemlerinin olduğunu bazı arkadaşlardan
duymuştum. Sayın, FIRAT'IN bir kaç kez gözaltına aldığını duyunca, ona
geçmiş olsun dileklerimi ilettiğimde, her zaman ki gibi mütevazi
ifadesiyle "Ali BARAN neredesin sana ihtiyacım var" diye sitem etti. Bende
dedim ki "Melik Abi sana yapılan tüm baskılara inat olsun DİYARBAKIR' a
gelip sana çalışacağım". İşte bu baskılardan dolayı DİYARBAKIR' da
bağımsız Milletvekili Adayı Melik FIRAT DESTEKLENMELİ diyorum.
24 Ekim 2002