Her seçimde sözde bazı Kürt aydınların acınacak halleri
Bizim gençliğimizde Kürt aydınları
deyince Kürt milliyetçileri ve ulusalcıları anlamına gelirdi. Bu Kürt
aydınları öyle, herkese eyvallah deyip, pabuç bırakacak yapıda ve cinste
değillerdi.Mahkemelerde savcıları sorgulayıp mahkemeleri karar almakta
zora sokarlardı. Ve mahkeme heyeti dinleyiciler karşısında adeta küçük
düşürürlerdi.
Bu aydınlar ki, bulundukları cemaatlerde
oturmaları ve konuşmaları bizler için sosyal, siyasal ve ettik anlamda
eğiticiydi. Bu yüce insanlardan çok şeyler öğrendik.
Bu değerli abilerimizden öğrendiğimiz en
önemli öğretileri, hiçbir zaman hiçbir şeyin Kürt ulusal çıkarları ve
değerlerin üstünde olmadığı öğretileri ve ilkeleriydi.
Türkiye’de ve bölgelerinde siyasal,
sosyal ve ekonomik konumları zaman, zaman kötü olmasına rağmen, devletten
ve iktidar partilerinden yararlanmayı tenezzül etmezlerdi..
Bunlardan geçmişte tanıdığım ve hayatta
olmayan Ape Musa, Edip KARAHAN, Medet SERHAT ve Örfi AKKOYUN abilerimizdi.
Bu ilkeli davranışları ayni zaman da o,
dönemin politik çizginin kalitesinin göstergesiydi..
Ape Musa, 1965’te TİP Genel Merkezi ısrar
ile Mardin’de TİP’ten aday olur. Ape Musa’dan dinlediğime göre seçime üç
gün kala TİP Diyarbakır İl Başkanı Dr. T.Ziya Ekinci, Ape Musa’nın yerine
Canip Yıldırımı Mardin’a aday gösterir. APE’ Musa’da anında TİP’ten istifa
edip, bağımsız aday olur. Dönemin Mardin Valisi Ergun GÖKDENİZ (MİT’İN
Güney doğu Müfettişi olduğu iddia edilirdi.) Ape’ Musayi makamına çağırıp,
propagandalarında Kürtçülük yapmaması konusunda uyarır. Ape Musa, ” Valiye
efendim benim Milletvekili olma nedenim TBMM’de Kürtçülük yapmaktır diye
dalga geçer gibi yanıt verir .”
Ape’ Musa’nın dediğine göre, gittiği her
yerde, dönemin Mardin politikacısı Arap asılı Esat KORE (Esat Aybar,
sonradan Mardin AP Senatörü oldu) peşime adamlarını takıp günlük
konuşmalarımı rapor edip Vali Ergün GÖKDENİZ’E verirlerdi. Sonuçta Ape
Musa bütün baskılara rağmen o, döneme göre, çok büyük bir rakam olan
10.000 oy alır.Aldıkları bu oyların 4500 devlet tarafından iptal edilir.
O, dönem de Milli Bakiye sistemi olduğu için 4000 bin oyla milletvekili
seçilirdi. Ancak, tam bu sırada Ankara’da Hava Kuvvetler Mahkemesi Ape
Musa’ya verilen bir ceza ile Çanakkale’ye sürgün edilir.
O, dönemlerde kuşkusuz yüzlercesi her
türlü maddi ve siyasi çıkarlarını tepen ONURLU Kürt Uulusalcı ve Devrimci
Demokrat insanlar vardı. Bu insanlar azda olsa, ülkede bu günde her türlü
baskı ve zor koşular altında ONURLU tavırlarını sürdürmektedirler.Ancak ne
var ki, üzülerek belirteyim ki, uğursuz 12-Eylül darbesinden sonra, Kasım
1983 te yapılan seçimlerde Türk siyasi hayatinde olduğu gibi, Kürt siyasi
hayatinda da sözde bazı Kürt aydınları, bir o yana, bir bu yana, siyasi
kariyer ve çıkar sağlamak için giremediği siyasi kılıf kalmadı. Bunlar ki,
çağın çıkar ideolojisini ve dönemin güçlü siyasi hareketlerini kendi
çıkarları için hep yanlarında olmayı her şeyin üstünde tutular.Öyle ki, bu
insanların bazıları geçmişte savundukları ideolojilerinin sanki hiçbir
değeri ve doğruluğu yokmuş gibi kendi siyasi geleneklerini inkar edecek
kadar ahlaki olarak dumura uğradılar.Bu insanların bazılarına zamanında
ulusal ve siyasi terbiyemizin gereği olarak sevgi ve saygı da kusur
etmediğimiz bu günde az da olsa yok değiller.
Ve bu, kocaman diplomalı adamlar ki, her
seçimde kendilerine bir yer bulmak için adeta dört mevsimi birden yaşamaya
ve siyasi davranmaya taktik olarak marifet sayarlar.
1999- 15-Şubat tarihinde PKK Genel
Sekreteri ÖCALAN’in yakalanmasından sonra, ideolojik olarak sarıldığı
Demokratik Cumhuriyet teorisini ortaya attığı dönemlerden bir müddet sonra,
eski DEP’LER ve HADEP çevresinden üst düzey bazı kişiler DEMOKRASİ
HAREKETİ diye bir Platform kurdular. O, dönemde benim de Yürütme kurulu
üyesi olduğum DEMOS yürütme kurulu üyeleri olan A.TÜRK, Sırrı SAKIK, ile
Naci Kutlay, Feridun Yazar, Kemal Okutan, Osman Öz çelik, Adnan Ekmen ve
Diyarbakır Belediye Başkanı Feridun Çelik Siirt eski Milletvekili Kemal
Birliğin Oran’daki yazıhanesine Melik Fırat, Dr. M. Emin Sever, Fehmi
Demir (DBP Gen.Sek.) ile bir toplantıya davet edildik.Toplantının ana
konusu önümüzdeki 3-Kasım seçimlerinde nasıl bir tavır alınır ve güç
birliği sağlanır diye. En son sözü ben aldım. Konuşmacılar herkes
birbirlerine karşı önyargılı oldukları yapılan konuşmalardan belli olunca,
ben dedim ki.”Önümüzdeki seçimlerde tüm Kürtlerin birliğine yönelik hiçbir
önkoşul olmadan ve hiçbir siyasi hareketin etkisi altında kalmadan ve de
herkesin kendi siyasi kimliğini korumak şartıyla, Kürtlerin birliğine
yönelik bir deklarasyon kaleme alalım, daha sonra tüm Kürt kurum ve
kişilerle ilişkiye geçmek için bir komite kuralım.” Bu önerime M. Fırat ve
Dr. M. Emin Sever katıldılar. Demokrasi Hareketinden herkes benim bu
önerimi kendilerine karşı komplo olarak algıladılar..Hepsi birden Yahu !
Ali, bu nasıl öneri bizim de görüşeceğimiz kurumlar var (HADEP’i kast
ettiler) bizi zor durumda bırakma diye önerime karşı çıktılar. Ben tekrar
söz aldım dedim ki, ”O, zaman önümüze bir zaman birimi koyalım ve bazı
kişi ve kurumlarla görüşmelerinizi devam ediniz bizi en kısa zamanda
bilgilendirin, yoksa boşuna zaman kayıp etmenin gereği yoktur diye ifade
ettim”
Bu toplantıda hiçbir karar alınmadan Büro
den ayrıldık. Demokrasi Hareketi kuranlar eski den beri DEP ve HADEP
içinde üst düzeyde görev almış kişilerdi. Amaç, eğer HADEP kapanırsa yeni
bir oluşumu kurmak ve bizi bu oluşuma katmaktı. I8.Nisan 1999 seçimlerinde
HADEP, EMEK Bloku ile seçimlere girmiş ve 1,422,662 % 4,691 oy almıştı.
HADEP %10, barajını aşamadı. Bundan sonra ki, 3-Kasım 2002 seçimlerine
DEHAP, bu kez ÖDP’yi dışardan bırakarak yine EMEK Blok’u ile seçime
gidildi.Her iki seçimde HADEP ve DEHAP adeta Kürtleri dışladı. Bu
seçimlerde sıra kargaşası yaşanırken isim vermeyi uygun görmediğimiz bazı
yıllanmış siyasetçiler ÖCALAN’IN talimatı üzerine, kimileri dışlandı,
kimileri ikinci sıralara da yer aldılar, kimileri de partiden ayrılmayı
uygun gördüler.İlginçtir bu seçimlerde Türkiye’nın değişik yerlerinden
Kürdistan’a Milletvekili adayları ihraç edilip, Milletvekili aday olarak
gösterdiler.Örneğin, Mardin,Batman,Siirt, Van, Adıyaman ve Urfa’da
seçilebilecek sıraları Türk soluna verildi.Buna rağmen Kürt halkı devletin
baskılarına karşı, DEHAP ve Emek blok’u İttifakına hatırı sayılır oranda
oy verdiler. DEHAP, hiç oy potansiyeli olmayan EMEK blok’u ile ittifakı
sırf Kürt siyasi kurumlarla işbirliği yapmamak için bu yanlış tercihi
yaptılar. Sonradan seçime girilmesi yasal olmadığını karar verilen DEHAP
yöneticilerine,Yargıtay tarafından ceza verildi.. DEHAP bu seçimde % 6,2
oyla barajı yine aşamadı.Oysa ki, bu seçimlerde bazılarımızın önerisi
bağımsız adaylarla seçime girmekti.Eğer bağımsız adaylarla seçime
girilseydi 35-40 Milletvekili parlamentoya girebilirdi. Her nedense,
ÖCALAN’DAN geldiğini iddia edilen bir talimatla bu önerilerimiz kabul
edilmedi..
Şimdi yine bu günlerde yerel seçimlere az zaman kala, yıllanmış bu
kocaman beyler bir yerlere gelmek için , PARAŞÜTLA parti başkanlığına
getirilen gencecik delikanlıların arkalarında durup el bağlarken acınacak
hallerini gördüklerimde, açık yüreklikle ifade eydim ki, bu durum
karşısında hiç mütevazi olmadan ben ve benim gibilerin öğünmeye hakları
var diye düşünüyorum. Eğer bizler bu partilere uzaktan yakından sıcak
baksaydık, eleştirmeyip, yanlarında olsaydık, Belediye Başkanlığı veya
Milletvekili sevdalıları kadar bizde tepelerde bir görev pekala
alabilirdik. Ama aramızdaki en büyük fark, hiçbir zaman ve asla
vazgeçilmesi sözkonusu olmayan Kürt ulusal değerleri ve Kürtlük sevdasıdır.
Kürt ulusal değerleri ve mücadele yöntemini her sene bir ideolojik kılıf
giydirerek sulandırmak, yozlaştırmak ve devletle uzlaşmada aramak, Kürt
halkının ulusal davasını revize etmek için gün geçtikçe bu siyaset
simsarları çoğalmaktadır. Bu siyasi anlayış ki, Kürt ulusal davasını
Kopenhag Kriterlerin bile gerisi bir konuma getirme çabası sürdürmektedır.
Ve bu anlayış ki, Güney Kürdistan’la ilgili her ay, Türkiye’nın aldığı
kararlar ve bölge politikalarına göre, tavır belirtmekte ve Kürt Halkını
GÜNEY KÜRDİSTAN deki KDP ve YNK’ye karşı maniple etmek istenmektedirler.
Şimdi merak ediyorum, Kürt ulusal taleplerini tümden revize eden KONGRA-
GEL ve DEHAP yakında yapılacak yerel seçimlerde nasıl bir tavır alacak.
Günlerdir Türk solu ile ittifak arayışına giren DEHAP bu tutumlarıyla daha
ne kadar Kürt oylarını heba edecekler.. Eskiden beri HEP, DEP, HADEP
sürecinde görev verilen ve bu günde DEHAP’ta görev verilen yıllanmış bazı
siyasiler Kürt halkı adına karar verecekler mı? veya kendileri dışındaki
Kürt kurum ve siyasi şahsiyetlerle mı ilişki kuracaklar? KONGRE –GEL/DEHAP
nasıl bir karara ortak olacakları birlikte göreceğiz.Geçen 18.Nisan 1999
Yerel ve Milletvekili ve 3.kasım 2002, Milletvekili seçimlerinde bu
yıllanmış siyasetçiler, kimi ön sıralarda Türk Solu, kimleri de yeni
atmayla gelen siyasilerin arka sıralarında Milletvekili adayı olarak yer
vermişlerdi.. İlginçtir kendilerine laik görülen arka sıralara rağmen
çaresiz kalan yıllanmış bu siyasetçiler Kürt halkı adına Kürt halkından oy
istediler.
Sonuç olarak tekrar belirtelim ki,
önümüzdeki yerel seçimlerde DEHAP’in nasıl ve kimlerle seçime
gideceklerini göreceğiz. Ben her zaman ifade etmişimdir Kürt halkının
ulusal çıkarları ANLIMIZA KÜNYEDIR YAZILMIŞ ve Tüm Kürtsever güçlerin
birliğinden geçer. Bu ULUSAL birlik mutlakla bir gün sağlanacaktır.