TC’nin lütfü, basinin
abartisi
ve Apo’nun iz düşümleri
Zana ve Dicle
Günlerdir TC ve basın tarafından
kamuoyunu pompalayan, abartı derecesinde AB, KOPENHAG kriterlerinin tam
olarak yerine getirdiklerini ve bunlarında güya çok sevdikleri Kürt
vatandaşları için yaptıklarını ifade edilmekte.
TC yetkileri bu olağanüstü açılımları
örneğin, TRT de 45 dakika Kürtçe yayın, DEP’ lerin
bırakılması hepsi demokrasi ve insan haklarına
saygılı oldukları için yaptıklarını ifade
edilmekle beraber, Adalet Bakanı eski MHP ve ANAP’lı
şimdiki AKP’LI Cemil ÇİÇEK basının sorularına
verdiği yanıtta, AB liğini kast ederek artık kimse bizim
eksiklerimiz var demesin, bahana aramasın diye överek söyledi. Bir
yandan DEP’lilerin bırakılması Bağımsız
Mahkemelerin kararı olduğunu söylerken diğer yandan da hükümet
olarak biz yaptıklarımızı yaptık demek istiyor.
Dış işleri bakanı ise,
hızını almayarak DEP’lilerle görüştükten sonra basının
sorularına, umarim artık olgunlaşmışlar, diye
alaycı bir üslup la yanıtladı.(Yanı umarım
akıllanmışlardır demek istiyor) TC basını, tümü
DEP’lilerin tahliyelerini adeta bir lütuf TC için bir zafer olarak
yazıp, tüm Kürtlerin AZADE olmuş havasını verdiler..
Sanki, bu insanlar sorgusuz sualsiz TC
Meclisinden yaka paça alıp ceza evine göndermemişlerdir.TC ve Türk
basının cephesinde genellikle yansıyan bu abartılı
lütüf ve zafer beyanatlarıdır.
DEP’LİLERE gelince, özellikle ZANA,
hem devletin demokratik açılımlarını överek hem de,
KONGRA GEL’e mesaj vererek APO’NUN İZ düşümünü tam yansıttı.Bir
yandan devletin tüm açılımlarını adeta devlet dili ile
söz ederken diğer yandan da KONGRA GEL’e mesaj vermek ve
yanında olduklarının özenle ifade etti .Zaten ÖCALAN’nın
son zamanlarında avukat görüşmelerinde, Leyla ZANA’yi
özellikle öne çıkarmasının nedeni buydu.Demek ki,
İMARLİ mesaj trafiği çok düzgün ve sağlıklı
işliyor. Ama, her şeye rağmen ben ZANA’NIN tüm barış
mesajlarını olumlu buluyor ve bir ANNE duygusuyla verılmış
mesaj olarak algılamak istiyorum.
Bence, en ilginç ve değişmeyen
kafa, bizim eski Hatip DİCLE’MIZIN konuşmasıydı.Ben
DİCLE ‘YI uzun yıllardır tanıyorum. Benim
tanıdığım dönemlerdeki HATİP çok kibar mahcup
saygılı bir gençti.PKK’YE dirsek temasından sonra adeta
afet bir HATİP görümnmü ile karşımıza çıktı.
DİCLE, Diyarbakır’da ki
konuşması, DEP Milletvekili ve DEP Başkanı olduğu gün
gibi heyecanlı ve ajiteliydi.Dahası DİCLE, bir adım daha
ileri giderek Kürt Halkının kurtarıcısı!..
Sayın ÖCALANIN barışın mimarı olarak ilan edip
literatüre yeni bir deyim kazandırdı!.DİCLE, heyecandan
olacak ki, APO’YA Uluslar arası barış ödüllü vermeyi
önermeyi unutmuş olacak. Zaten APO’NUN avukat görüşme
notlarında DİCLE ve ZANA’DAN beklediği bu gibi
konuşmalardı..Orhan Doğan ve Selim SADAK ise en samimi ve içten
gelen bir iki cümle ile kitleye hitap etti.Çünkü, onlara konuşacak
bir şey kalmamıştı.
Özetle, yukarıdaki görüşlerime
ek olarak Hatip’le ilgi geçmiş hukukumuza dayalı bir
anımı kısaca anlatmadan geçmeyeceğim.Ben geçmişe
ve anılara çok değer veririm.
DİCLE’YI uzun yıllardır
tanıdığımı söylemiştim.
DİCLE, 6 .Kasım 1991 de HEP ve
SHP’NIN yaptığı ittifakla Milletvekili yemin merasiminden
sonra, Mardin Milletvekili Ahmet Türk’ün çağrısı
üzerine, bir konuyu görüşmek için Ankara’ya gittimiştim.
Meclis SHP kulisinde başta Ahmet Türk olmak üzere, eskiden tanıdığım
dost ve arkadaşlarım Mahmut KILIÇ, Remzi KARTAL, Adnan EKMEN,
Fehmi IŞIKLAR, Salih SÜMER, Leyla ZANA, Sedat YURTTAS ve Hatip DİCLE
mecliste bir sohbetimiz oldu. Bana en soğuk davranan Hatip DİCLE
olmuştu. Bir köşeye çekip bu yaptıklarınız Kürt
halkına yararı yoktur. Hele Kürt olarak parlamenter sıfatıyla
hiç yakışmaz demiştim. Sanki geçmişte
tanıdığım Hatip gitmiş, yeni bir ateş parçası
karşıma çıkmıştı.Beni ve benim gibi düşünenleri
pasiflikle suçlayarak ayrıldık.
Daha sonra 1994 te DEP Genel
Başkanı iken seçim arifesinde bu kez kendisi iki yakın
arkadaşı bana gönderip seçimle ilgili benimle görüşmek
istediğni mesajını gönderdi. Önce gitmek istemedim iki
arkadaş ısraredince gidip Mecliste görüştüm.Bu seçimin
DEP'IN girmeyeceğini söyledim ve boşuna bazı insanları
deşifre etmeyın dedim.Ve gerçekten DEP ,ÖCALAN'NIN emri ile
seçime katılmadı,
Bu kez daha dikkatli olmasını
önerip; şöyle uyarmıştım, yahu” HATİP, her
konuştuğunda ve verdiğin beyanatta onlarca insanın
ölümüne neden oluyor: Verdiğin her mesaj Devletin Kürt halkı
üzerine kıyım ve imhasına neden oluyor daha dikkatli deyince
O, tanıdığım mahcup ve saygılı Hatip Ali abi,
gün pasif olma günü değil yıllarca pasif kalıp
oyalandık diye beni yanıtladı” Peki Hatip deyip,
inşallah yanılan ben olurum diye bir örnek verdim. Dedim ki “Hatip,
genellikle din, mezhep değiştiren ve asimle olanların geçmişlerine
karşı çok insafsız olduklarını biliyorum”. Ama
bu kadar yakın zaman da siyasi görüş değiştirip te bu
denli geçmişini yok sayan,yeni siyasetine adeta kendini kabul etme
çabasında olanı ilk seni görüyorum diye ayrıldım.