DDKD'ye evet ama kiminle
Bir müddettir Viranşehirde köydeydim. Bilgisayar imkanım olmadığı için
ancak bu ara internet'te girebildim.Öncellikle, bana acı veren değerli dava
arkadaşım ve hareketimizin öncü kadrolarından İ.Hakki MÜTEVELİZADE'NIN
ölüm haberini görmem oldu. Ailesine başsağlığı diler, mücadelesi hepimize
rehber olacaktır.
******
Bir süredir Türkçe yazmıyordum.Bazı arkadaşların öneri ve ısrarlarıyla ara
sıra NETKURD'te Kürtçe yazmaya başladım. Ancak bazen döneme denk düşen öyle gelişmeler oluyor ki insanın gelişen süreçte gelişmelerle ile ilgili görüşlerini açıklamak ve müdahale etme gereği zorunlu kılıyor.
Şöyle ki, bir süredir genellikle DDKD'nın son kuşağından gelen bazı kardeşlerimiz önce Medya grubu diye bir grup etrafından toplanıp bir iletişim zincirini kurdular.
Bu arkadaşlar sürekli benimle ilişki içinde oldular.Özellikle Ankara da Faruk ŞANLI AMEDT'te Murat ABA benimle görüşmek istediler. Hemen önerilerini kabul edip, Ankara da Faruk ŞANLI,AMED'TE Murat ABA ile görüştüm. Bu kardeşlerimi son derecede duyarlı , heyecanlı ve enerjik olduklarını gördüm.
Kendileri DDKD'nın geldiği geleneğin kurucusu ve DDKD' nın kurulmasında
aktif emek veren amcaları olarak katkımı istediler. Katkımın ne olacağını
sordum.
Her ikisi Devrimci Demokratik Gençlik Dergisini yeniden çıkarmak
istediklerini bu konuda benim vasıtamla, gerek yurt içinde ve gerekse
özellikle yurt dışındaki ağabeylerimizle iletişim kurumamı
istediler.Kendilerine özellikle yurt dışındaki arkadaşlarla görüşeceğimi bu
konuda yardımcı olacağımı anacak bu harekete emeği geçmiş biri olarak benim
de bazı öneri ve diyeceklerimi olacaktır kendilerine dedim.Süreç içinde
Arkadaşlarla görüştüm,hepsinin görüşlerini ve geçmişten bu güne kadar
tutarlılık açısında siyasal çizgilerini kendimce irdeledim. Medya Grubu
arkadaşla sürekli benimle yazıştılar, özellikle Faruk ŞANLI ve Murat ABA,
görüşmek için Ankara ve AMED'e gittim.
Kendilerine bazı arkadaşların görüşlerini yazılı olarak aldığımı ve
çıkardığım sonuçta bende dahil, Devrimci Demokratik Gençliğin Türkçe dili
ile çıkarmasını pek sıcak bakmadıkları yönündedir. Ancak kendilerine
yardımcı olacaklarını ifade ettiklerini söyledim.Bu genç kardeşlerime hele
bir süre bekleyin diye öneride bulundum. Kendilerine DDKD geleneğinin
süreçte denk düşen her çalışmanıza yardımcı olacağımı, ancak geçmişin
deneyimleri ve yaşadıklarımızın ışığı altında çok dikkatli,tutarlı
insanlarla yola çıkmalarını ve istismara müsait olmayan bir çizgi
izlemelerini önerdim.
Geçen günlerde değerli dava arkadaşım bizim kuşağın emektarlarından Osman AYDIN ve DDKD ilk kuşağından M.Ali YILDIRIM'DAN bir çağrı aldım.Çağrıda Şubat'ta Avrupa da DDKD'li arkadaşların çağrıları
üzerinde bir toplantı olacağını bu toplantı hakkında hem görüşlerimi hem de
katılma yönündeki görüşümü öğrenmek istemişlerdi. Hemen toplantıya
katılabileceğimi yazdım. Bu toplantıyı gerekli kılan son günlerde çok
karalı ve enerjik bir DDKD geleneğini sürdürme iradesini beyan eden bazı
DDKD li arkadaşların yazılarını www. Kurdinfoda.com de görüyorum. Sanırım
bu konuda en son yazan benim..Açıkça ifade edeyim ki,bu geleneğe aktif
olarak kurulmasında emek vermiş biri olarak, geçmişte gördüklerim,
yaşadıklarımı ve o dönemde DDKD li bazı kişilerin tutum ve davranışlarını
hatırladığımda çok ihtiyatlı davranmak zorunda kalmam yönünde sorumluluk
his ediyorum..
Çünkü, geçmiş dönemin özellikle Şubat tutuklamalarının en büyük
mağdurlarından biri olarak, en çok bana güç veren DDKDli kardeşlerimin
yiğitçe direnmeleriydi.İçerde başta Osman AYDIN olmak üzere bir çok
arkadaşlarım hatırlarlar ki, benim en büyük tahlilim şuydu; DDKD Tabanı
Tavanı çoktan aşmıştır.17 Şubat 1981 de 27 günlük ve 17 Şubat 1982 de 59
günlük benim bulunduğum sorguda DDKDli gençler yiğitçe direndiler. Sorgucular
bile DDKD li gençlere saygı duyarlardı.İşte sonrası malum!.
Bazıları diye bilirler ki tüm bunların yazılmasını ve geçmişi deşmeye ne gerek vardır. Bence vardır hem de pek çok vardır.Ancak şunu belirtmek isterim ki,
geçmişin tüm günah ve sevaplarına rağmen, sorgudaki olumsuz davranışlarını
ve 12 Eylül de bulunduğu mevzileri ve arkadaşlarını bırakanlar ayrıca DDKD
geleneğinin ruhuna ve eğitim ve kültürüne yakışmayan hiçbir konuda
arkadaşlarıyla dayanışma içine girmeyenler dahil her kim ki içinde
bulunduğum çok önemli bu süreçte Kürt ve Kürdistan gelişmesine ve
yaşamasına katkı sunmak isterlerse hiçbir zaman ekonomik çıkar ve siyasi
kariyer karşılığı olmadan katkı yapma hakkına sahiptirler.
Sonuç olarak bu konuda eğer konferans olursa ve katılma imkanım olursa
görüşlerimi ve geçmişten bu güne dek gördüklerimi açıklama imkanını bulmuş
olacağım.
DDKD nın geldiği geleneği olan DDKO nun İstanbul kurucusu ve
İstanbul, Ankara DDKD nın kurulmasında aktif emeği olan biri olarak Kürt ve
Kürdistan için emeğimizi doğru ve dürüst kullanılması yönünde uyarıcı ve
yol gösterici görevimizi yapacağız.Ayrıca tekrar ediyorum ki, gelecekte DDKD
nın kurulmasında görev alanların geçmişten günümüze dek, DDKD
ahlakı,geleneğine ve Kürt ve Kürdistan için siyasal çalışmaları ve
çizgileri irdelenmelidir.ŞEBU -ŞEKIR'IN bir olduğu dönem çoktan geçmeli
bence.
25.10.2005