”Susma, sustukça sıra sana da
gelecek Erbakan ve Fazilet!”
22.6.2001 günü Fazilet
Partisi’nin, üç üyenin karşi oyu ile oy çoğunluğuylaalınan kararla
kapandığı, kamuoyuna televizyon kanallarında bizzat Anayasa Mahkemesı
Başkanı tarafından açıklandı. Günümüz dünyasında, özellikle uygar
ülkelerde partilerin düşünce, söz ve yazılı eylemlerden dolayi
kapanması çok gerilerde kalırken, AB’ye (Avrupa Birliği) girme
iddiasındaki Türkiye’de partilerin kapanması artık herkes tarafından
kanıksandı. Ancak görünen o ki TC’nin hiç bir koşulda resmi
ideolojiden geri adım atacağı düşünülemez. AB’ye girme ise sadece bir
taktikten ibaretir. Yoksa AB’ye girme iddaasında olan bir ülkede, ve
kaldıki devletin her katından AB girme konusu yüksek sesle
dillendirilirken, bu saatten sonra parti kapatırılır mı? En
azında mevcut yasaları değiştirirdi, yoksa topu yargı
organlarına atmak işin kolay tarafıdır. Mevcut yasalarla kapanmaya
neden olduğu iddia edilen suçlar bu hali ile hangi
yargıdan geri döner? Yine bu arada gerek siyasi bilimciler ve gerekse
bazı basın organlarının işaret ettiği diğer önemli bir tespite göre,
bu anti demokratik yasalar değişmedikçe siyasi partilerin kapanması
kaçınlmazdır.Yoksa siyasi iktidar istediği zaman gerekli düzenlemeleri
yapabilir.Böylesine
zayif olan bir iktidarın, hem ekonomide hem siyasette yeteri kadar söz
sahibi olmadiği yönünde de belirmeler vardır.Yani açıkçasi böylesi
durumlarda daha çok MGK sistemin işleyişinde etkili olmaktadır.
Ve 82 Anayasası yürürlükte olduğu sürece siyasi iktidara davetiye
çıkarmış olur.
Denilebilirki, bu tür
durumlarda her kesim gerek ekonomik, gerekse siyasi anlamda olumsuz
etkilenip sistemden doğan olumsuzluklardan payini almıştır. Geçmişte,
bizzat devlet yetkilileri ara rejimlerde parti kapatma olaylarının,
yarar getirmediğini, ülkeye çok pahalıya mal olduğunu
açıklamışlardır. Fakat ben biraz gerilere gidip,Türkye’deki siyasi
partilarin iktidar ve muhallefeteki durumlarına değinmek istiyorum.
Merhum Ismet Paşa her muhalefete geçtiğinde "Halkımız bize bu görevi
vermişti" derdi.
Gerçekten de Ismet Paşa iyi bir mhalefetçiydi. Merhum Ihsan Sabri
Çağlayangil hatıralarında diyorki "biz iki muhalefetten çekinirdik,
Ismet Paşa ile TiP in. Çünki her ikisi de usta muhalefetçidiler."
Şimdi gelelim,Erbakan’a ve Fazilet’e. Kürtçe’de bir atasözü var; "Birileri
düşmanın olsa dahi ölüsüne ve mağduriyetine sevinme". Bilindiği gibi
hepimizin hafızasında iz bırakan DEP’liler olayinda, DEP’liler kedinin
fare ile oynaması gibi yaka paça TBMM önünden güvenlik kuvvetlerince
alıp götürülünce hiç kimsenin sesi çıkmadı. O zamanda bu Müslüman
kardeşlerimiz yargı kararını taktiri ilahi olarak açıklamışlardı.
Hiç unutmam o günlerde bütün partiler ve
ulusal basın, "yargı kararıdır" diye geçiştirdiler. Erbakan dahil,
bazıları devletin prestijini korumak için, daha uygun bir
şekilde parlamenterleri götürebilirlerdi, diye ifade ettiler. DEP’ın
kapanması ve DEP’lilerin olayında Erbakan en ufak bir tepki
göstermedi. Bilindiği gibi daha sonra Sivil Anayasa Girişim
Komitesi’nin bir dakikalık ışık söndürme olayında çok ilginç bir
benzetme yaparak şöyle dedi:"Bunlar Afrikadaki tam tam dansı
oynuyorlar". 28 Şubat olaylarında Askerler Sincanda gövde gösteri
yapıp, demokrasinin Balans ayarını yapıyoruz deyince, en ufak bir
demokratik tepki göstermemiştir. Ilginçtir,Erbakan muhalefeteyken
bütün iktidarları batı taklitçilerı ve siyonist hayranlığı ile itham
etmiş ve eleştirmiştir. Zora girdiği anda da, Avrupa insan Hakları
Mahkemesi’ne gideceğini her fırsatta dile getirmiştir. Daha da ilginci
Erbakan, başbakanlığında TC Devletinin en hayati ve önemli anlaşmasını
ABD vasıtasiyla Siyonist dediği ve her fırsatta siyasi propoganda
aracı yaptığı, Müslüman Filistin halkının Düşmanı dediği
Israille yapmıştır.
Kısacası sistemin getirdiği
özelliklerden dolayi Türkiye’deki bütün siyasi partilerin iktidar ve
muhalefetteki duruşları hep ayri olmuştur. Ama bunların içinde son bir
kaç yılda en belirgin özelliğini Refah, Fazilet ve onun lideri
Erbakan yapmıştır. Işte bundan dolayıdır ki demokrasi ve insan hakları
savunucuları "Susma, sustukça sıra sana da gelecek Erbakan ve Fazilet"
dediler.