DDKD'lilerin çağrilarina katilmayan eski DDKD'liler
Bazı konularda her nedense olduğundan fazla duyarlılık gösteriyorum. Aylardır eski DDKD geleneğinden, sayın Osman AYDİN ve M.Ali YILDIRIM'IN önümüzdeki süreçte DDKD'lilerin bir araya gelmeleri ve süreçle ilgili görüşleri/bilgileri değerlendirmek için çağrıları üzere, hemen hemen bütün DDKD kurucuları ve yöneticileri bu çağriya olumlu yanıtla kalmayıp, dışarda ve içerde kamu oyuna görüşleri ile deklare ettiler.
Benim gibi, geçmişte DDKD'ye yüreğiyle ve emeği geçmiş, katkı sunmuş insanlarda bu çağrıyı gönülden desteklediklerini bir çok kez yazdılar.Açıkça ifade edeyorumki; ilk kez açık yazıyorum, DDKD'lilerin geçmişte ve bu günde bazı siyasi hareketleri içinde bulunmaları ve çalışmalarını hiç bir zaman içime sindiremedim. Bunun tek nedeni LEGAL anlamda örgütsüzlük olmakla beraber, bu arkadaşların hiç bir zaman kendilerini O, yapılar içinde tam ifade ettiklerinde inanmadım.Bunu ülkedeki gözlemlerimle ifade ediyorum.Yoksa bu arkadaşara bir haksızlık olsun diye kesinlikle söyleremek istemiyorum.
Konuyu dağıtmadan, diyorumki, geçmişte DDKD'yi BAL-KAYMAK olarak sofralarınada bulanlar, siyasi kariyer ve hatta bazıları geçmişte DDKD'yi KREDİ kartı olarak kullananlar niye bu gün bu çağriya katılmadılar? Aca,eskisi gibi DDKD' içinde istediği gibi at oyanatmayacaklarımı? Taşların yerimi değişti? Rollar mı değiştiler? Yoksa daha da, çok vahimi olan artık kendileri ruhlarına fatiha okuyorlar mı? Neden ne olursa olsun, DDKD çağrılarına katılmayan arkadaşların baştan beri bu davaya, iddeolojiye ne kadar inandıklarını sorgulmak lazim diye düşünüyorum. Belki de bu arkadaşlar ilk kez böylesine bilinçli etkin, donanımlı olarak DDKD'lilerin bir araya gelmelerinden çekiniyorlar ve yapılacak eleştirileri göğüslemiyorlar. Çünkü, artık karşimizda dünün DDKD'lı gençleri yok, olgun etkin kendi kendilerini eğitimiş geçmşin DDDKD'lileri vardır. Aslında DDKD gençliği 1980 sonrasında sorgu odalarında verdikleri sinavla ne kadar tavani aştıklarını bizzat şahit olanlardan biriyim.
Ben, geçmişte yine Viranşehir'den bir örnekle yazımı bitirmek istiyorum konumuzla örtşür mü? Örtüşmez mi bilmem..Yinde ben kendi Ulusal Kültürümüzla yaşamak istiyorum.
Şöyleki; MİLLİ İbrahim Paşa 5-Asil 17 yedek/tabii Milli aşiret konfedersyonu reisiydi. DEWRÊŞÊ EVDİN'İN üçüncü göbekten EZİDÎ Bişar AĞA (Dedem) İbrahim Paşa'ya diyorki'' Yahu Paşa Taa, Abdulaziz dağlarından-Dara Hênêye kadar herkes Milli Aşirete tabii olmak ister bunun kırameti nedirki? İbrahim Paşa diyorki; '' Bişar Ağa, Allah bu gün Milli'lere yürü kulum demiş. Ayrıca Vallahi benimde öyle büyük kırametlerim de yok''Ama elbetteki herkesin değişik amaçları da var, zamanı gelince her şey anlaşılır!!
Milli Aşiret reisi İbrahim Paşa 1908 de, İttihati Terakki tarafından ölüm kararı verince İbrahim Paşa, direnmek için Aşiret ağalarına çağrı yapararlar, ancak halktan bazılarıni yanlarında bulurlar. İbrahim Paşa, ŞENGAL'A EZİDÎLERE sığınmak isterken Nusaybin dolaylarında İttihati Terakki ve Arap GES -FEDAN tarafından pusuya dşürülüp öldürlür. İbrahim Paşa öldürülmeden önce etrafındakilere diyorki; '' Biliyordum kendilerini ağa, bey sananlar/yerine koyanlarda iş yoktu, çaplarıda dünden belliydi, ama geçmşite EL MAHKUMDU''
15.03.2006