Arşiv

DDKD tartışmasına bence son verilmeli

Uzun zamandır değişik internet sitelerinde DDKD ile ilgili çıkan yazıları ve tartışmaları dikkatla ve hayretle izliyorum. Derler ya !.. "Sapla saman birbirine karışmış".

Bilindiği gibi daha önce bu sitede, bizden sonraki nesillere hatırlatmak için  kurucusu olduğum DDKO'nun soyağacını kısaca yazmıştım. Yani; DDKD, Komal, Özgürlük Yolu ve DDKD'den ayrılan Kawa. Görünen o ki hâlen hafızalarda yer yapan ve bu gün dahi güncelliğini koruyan, diri tutan DDKD tartışılmaktadır.

Ancak, burada önemli bir kaç noktaya değinmek istiyor ve tartışmaların  hakeden ile etmeyenler arasında son bulmasını umut ediyorum.

Şöyleki:

a) Geçen yıl Mersin Martı Motelinde yapılan toplantının hâlen kimlerin hangi amaç ve düşünceyle yaptığı, DDKD geleneğini niçin kullandıkları  bu geleneğe bu gün sahip çıkanlar tarafından  anlaşılmadığı gibi ayni zamanda yadırganmıştır. Çünki burada yer alan bazı kişiler bırakınız DDKD geleneğini savunmak, yıllar önce DDKD’ye saldırmakla kendilerini ibra etmiştir. Ve bir o yana bir bu yana denemediği siyasi parti kapısı kalmamıştır. DDKD’liler bunu hak etmediği gibi bu kişilerin DDKD  geleneği adına hareket etmeleri siyasal etik bir yana, kabile geleneginde bile böyle korsancılık olmaz. Çoğu kez düşünmüşümdür; "Başkaların hak etmedikleri şeyleri dillendirmek felaketlerden daha tehlikeli olur" (Montaıgne Denemeleri)

b) Geçmişin geleneğinden utanacak kadar küçülmek için Kürtçede bir söz var: "Ya bê hemd bûye DDKDyî ya jî ne DDKDli ye". Ben kişi olarak günahı ile sevabıyla kendi siyasal geleneğine sahip çıkmak yerine, böyle DDKD’li olanlari düşünmek istemem. Yani bir kişinin yanılması tüm bireylerin yanılmasına neden olur. Böylesine karmaşık düşüncelerle dilimiz tutulmaya, zihnimiz karışmaya başlar. Böylesi yazılara yanıtın en güzel örneğini  değerli arkadaşlarımız Enwer Karahan ve Mahmut Kiper Kurdinfo.com.da vermişler.

c) DDKD’nin tarihsel mirasina sahip olanlar ise, bence yalnız gelenege sahip çıkmakla kalmamalı, bu geleneği ve siyasal kimliğini onurluca savunmalıdır, gerektiğinde katkı sunmaktan geri kalmamalıdır. Ve her DDKD’li  DDKD'yi rozet yapıp yakalarına takmalıdır. Bence DDKD ve DDKD gençliği günahi ile sevabiyla bunu hak etmiştir. "Doğrusu ben ne isem, eylemlerim de öyle olmalıdır" diye düşünmek lazım.

d) Diğer önemli bir gerçek. İnternet siteleri, genel olarak okuyucunun tasvip etmediği önüne gelen her yazıyı yayınlamamalıdır. Hele Kurdinfo.com  gibi okuyucunun beğenisini kazanan bir sitenin böylesi (Enwer Karahan’ın yazısının başlığında belirtiği gibi) yazıları yayınlaması belki çokça demokratik anlayışının gereği olabilir, ama bulanık yaratır. Örneğin KDBP 1997’de benim de yürütme kurulunde yer aldığım bu girişim "KÜRT KİMLİKLİ BİR PARTİ" içindi. O gün çeşitli nedenlerden dolayi proje gerçekleşmedi. Fakat o gün de birlikte olduğumuz arkadaşlar bazıları bu günde bu platformda yer almışlar. Ancak  gerek o günkü kuruluş amaç ve anlayışımız ve gerekse kişilerin kadroların ideolojik ve politik anlayışları oldukça farkılıydı. Yani en azından düşünce bazında bir homojenlık vardı. Ama bu günkü platfomda kişilerin  düşünce farklılıkları, çelişkileri bir yana, kimilerinin sistemle (devletle) aralarında en ince bir hat olmadığı kamuoyunca bilinmektedir. Ama en önemlisi herkesin yerini bilmesidir. Birileri yoluna devam ediyorlarsa "Gölge etmekle - İhsan etmek arasındaki farkı bilmelidir" Bu anlamda bazı kişilerin aralarındaki mesafe bile net değildir. Yayınlanan Deklarasyon baştan beri sisteme entegre ve sisteme kendilerini ibra etmekte.

Kısacası burada benim amacım birilerini incitmek değildir ve bundan böyle DDKD ilgili yazılar bence son bulmalıdır. Her DDKD'li özgür ve yiğitçe bir kafanın ve düşüncenin çıkışlarıyla, yüce ve erdemin sembolü olmalıdır.  

Kürt  aydinlarin  politik  duruşlari ve eleştirileri

Hollanda Kürt Konferansi

Kürtlerin kırmızı hatlari, 
ABD ve Türkiye

Bundan sonra Irak’ta olasi gelişmeler?

Güzelin çirkin sözleri

6 milyon Güneyli ve 25 milyon Kuzeyli Kürtlerin geldikleri aşama

AB”ye Girmeye çalışan devletin Genel Kurmay’ının Kürt Tehditi

Necmettin Büyükkaya`nin Anisina

Fethi Yildirim’in Anisina

Medet Serhat’in Katledilişinin  Onuncu Yılı

TC; AB ve Kürt Sorunu

PWD'yi dikkatla izlemek lazim

TC’nin lütfü, basının abartısı ve Apo’nun iz düşümleri Zana ve Dicle

TC’nin AB’ ye girmek için çaba harcadığı bu dönemde KÜRT-DER TC ye bir baskı unsuru olabilir

  Sol İtifak, Dehap’i  ve Kürd’ü sistemin içine çekme hareketidir

Her seçimde sözde bazı Kürt aydınların acınacak halleri

2004 yılına biz Kürtler
sevinçle girmeliyiz

Her eve bir cenaze, her eve bir tutuklu ve son rövanşin iflasi ile polis dayaği politikasi

Dünyanın en acımasız terörü DİN, İMAN ve ALLAH için yaptıklarını iddia edilen terördür!

Medet Serhad’in anısına

A.Melik Firat'in Kitabi
ve Ferzende Kaya

Musul ve Kerkuke sefer olur ama zafer olmaz

Milli Siyaset Belgesi ve Özel Siyaset Belgesi

İlkel Milliyetçilik ve ”Kukla Devlet”

Önümüzdeki günlerde Öcalan'i ve KADEK'i dikkatla izlemek lazim

Tüm Kuzey'li  Örgütler Güneye Desteğini Deklare Etmelidir 

Afganistan'da bir KÜRT devleti kurulursa Türkiye acaba ne yapar!

Türkiye’de 3 Kasım depremi

Baskılara inat Diyarbakir'da Bağımsız Milletvekili Adayı Melik FIRAT desteklenmeli

"DDKO'nun  kurulmasından sonra çok taşlar yerinden oynadı"

ABD’nin Irak’a saldırısında Kurdistan pastasından kime ne düşer?

Tutsak dil tutsak kültür 
demektir !

O bir militandi

Böyle giderse biz Kürtlerin 2002 yılında da işi zor !

Dünyayi ve Amerikayi şok eden saldırı

DDKD tartışmasına bence son verilmeli

IMF ve Globalizme karşı yeni mücadelede ne yapmalı?

”Susma, sustukça sıra sana da gelecek Erbakan ve Fazilet!”

Milliyetçilik hakkında

Sonuç vermeyen Kürt platformları

32. yılında DDKO

“Çalışma alanlarımız halkımızın içinde olmalıdır”