Böyle giderse biz Kürtlerin 2002 yılında da
işi zor !
Geçen yıl "2001 yılına merheba diye bir yazı yazmıştım" Ne
yazık ki geçen yıl da biz Kürtler için umud verici bir yıl
olmadı. Kısacası Kürtler cephesinden baktığımızda, bazı olumlu
gelişmelere rağmen birlik, platform ve insiyatif gibi
girişimlerden bazıları sadece yurt dışında kalmakla kaldı,
bazıları ise yurt içinde kalmakla beraber yurt içinde de
başarılı olamadı.
KNK ellerindeki bütün görsel ve yazılı basın
olanakları kullanmasına rağmen sadece tabiri caiz ise ”kendileri
çaldı kendileri oynadı.” Günlerce çağrı yapıyoruz diye, çağrı
yöntemleri son derece ilkesiz ve saygısız şekilde devam etti. "İşte
bize geliniz diyoruz istiyen gelir, istiyen gelmez" gibi sekter
bir anlayış sergilediler. Ama görüldüki konferans büyük bir
fiyasko ile sonuçlandı. Bir nevi küskünler bir araya getirilip
barıştırıldı ve Türk -iş politikvari, bazılarına iadeyi
itibar kazandırıldı.
Yine çok kişilerin gözünden kaçan
önemli ve ibret verici tanım; PKK'nın kuruluş yıl dönümünde
Medya Tv.'de A. Haydar KAYTAN'ın Apo'yu ve PKK'yi tanımlarken
söylediği "İşte bazı ilkel milliyetçiler bize diyorlar niye
devlet kurmadınız? (Kürd devleti kastediliyor) Tüküreyim böylesi
devletin içine" sanki birilerine mesaj birilerinede
missileme olarak gönderme yapiyor. İlginçtir
PKK Güneye karşi tutumu karşı devletlerden daha olumsuz olduğunu
hep ifade etmektedır.
Peki; diğer kesimler bir yıl boyunca neler yaptı? Özellikle
legal demokratik alana biraz değinelim. Son zamanlarda, İmralı
süreci, İmralı dışında deyimler, kullanmak adeta bazı insanlar
için siyasi malzeme oldu. Denilebilir ki, istisnasız bütün Kürt
parti, platform ve kurumları eski gelenek ve siyasi anlayışların
temelleri üzerinde oturarak sermayesini tüketerek bu güne
geldiler. Çünkü; hiç bir şey üretilmeden bu günde, o çokça karşı
çıktıkları siyasi yapılanmaların miraslarını referans alıp yola
çıkıtılar... Ama yukarıda belirttiğim gibi en kolayı propoganda
aracı ve sermayesi İmralı Süreci deyimleri ve bazıları da adeta
kafayı İllegaliteye takmakla prim yapacaklarını sandılar.
Siyaset bir metobolizmadır, yer ve zaman içinde doğru
kullanmadığında ters teper.
Hiç bir Devrimci Demokratın, yurtseverin ve ulusalcının
İmralı sürecini veya bazıların açıkça telafuz etmediği ÖCALAN'ı
savunacaklarını sanmıyorum. Hatta bu yönde HADEP'inde içinde
bulunduğu bazı toplantılarda yüreklice eleştirilerini dile
getirenler de az değildir. Yani bazılarının yaptığı gibi evinde,
arkadaş ve dostlar alış verişte bulunsun anlamında değil veya
bazılarının umud olarak kendilerini lanse edip ortalığa
çıkıpta; Ta Avrupalara da PDS'nın hazırladığı Kürd Konferansın
da Eski Büyükelçi Gündüz Aktan'ı memnun olması için birşeyler
söylemenin hiçte kıymeti harbiyesi yoktur. Bu Sn. Eski Büyükelçi
ki yıllardır Kürtçe diye bir dil yoktur diye, bir japon dil
bilimcisini örnek göstermeye çalıştı. Ancak sonunda pes edip
söylediklerini geri aldı. Bu konuda bende kendisine bir yazı ile
yanıt vermiştim. Bence; PSD'nın Kürt Konferansıda, İ.Güçlü'nün
söylediklerini, en az Gündüz Aktan'nın Kürtçe bir dil yoktur sözünü
geri aldığı kadar açık yürekli olmalıdır. Güçlü PDS
Konferansında söylediklerini geri almalıdır. Sıraç KIRICI'nın
deyimiyle " HELWESTEK XERAB "(www.kurdinfo.com)
Bir kaç yıldır, özellikle 2001 yılında, Kürt kesiminde bazı
insanlar bir araya geldiler, platformlar oluşturuldu, kuşkusuz
önemli, gerekli bir çaba ve çalışma. Zaman zaman bu gruplar
biraraya geldiler, kimi zaman kamuoyuna görüşlerini deklare
ettiler, hatta geçen aylarda bu platformlardan KDBP ile DBP'nin
ve İ.GÜÇLÜ'nünde içinde bulunduğu Kürt Sorunu Çözüm Platformu
kamuoyuna yeni bir parti için birleştiklerini partinin en geç
Ocak sonunda kurulacaği ilan ettiler.(bak.www.kurdinfo.dk)
Kuşkusuz eğer; iyi ve genel bir katılımla kamuoyunun karşısına
çıkarlarsa, her ne kadar açıkça," Kürd kimlikli bir parti"olmasa
da, bence gelişen bu aşamada yinde böyle bir partiya ihtiyaç
vardır. Fakat; tüm söylemlere rağmen görünen o ki henuz bu yönde
bu gruplar arasında sistematik ve güven verici bir ortamın
oluşmadığı yönündedır. Ben her zaman ifade ettim, Kürdlerin
birliğine evvet; ama,Tespitler ne? Kriterle ne? ve bu kişilerin
devletle aralarındeki mesafe nedir? Ve herşeyden önce nasıl bir
birlik?Yıllardır ayri yaşam biçimini,ayri dunyaya bakış
açılarını ve her şeyden önemli ayri
Siyasi değerleri ile bu güne gelen bu insanların birliği
nasıl ne kadar başarılı olur. Ne kadar inandirici ve güven
verici olur her fırsatta yazılı ve sohbetlerde dile getirdim.Ama
iyi niyetle yazdığım katkı sunmaya yönelik bu değerlendırmelerim
kimi zaman kimi kişiler tarafından sanki bu birliği sebote
ettiğmiz anlayişini yaygınlaştırdılar.Ayrıca benim dışımda da
uygarca eleştiri, görüşlerini yazılı ve sözlü dile getirenlerde
hiç ciddiye alınmadı.fakat görüldüki sonuçta gerçekler eleşti
yapanları haklı çıkardı, Bizim de istemediğimiz başarısızlıklar
bedelini Kürt halkı ödeyecek.örnegin geçen hafta 22-Aralıkta
Mersinde KDB Ptoplantisi oldu. Bu Toplantıya Metropol ve Ülkde
de ancak 20 kişiye yakın katılım oldu. Mardin,Diyarbakır ve Van
dan gelen arkadaşlar bana geldiler. Benim de katılmamı istediler
ben kendilerine bu aşamadan sonra katılmam doğru olmaz diye
ifade ettim. Ayrıca yeni parti kurulacaği yönünde kamuoyuna
açıklamar olduğunu, bu anlamda da,katılmam doğru olmaz dedim.Tüm bunlara
rağmen arkadaşlar toplantıdan uzak kalmamamı israr ettiler, bir
çok şeyin yeniden gündeme gelebileceği her hangi kimse ile
yeni parti kuracağız veya kimseyle birleşmiş değiliz, yeniden
tartışacağız beni ikna ettiler.
Toplanti başladı; Gündem net değil. Meğerki, daha önce alınan
kararla toplanti Diyarbakır da olcakmış.Diğer önemli bir
tartışma da gelenlerin çoğu diyorlarki; DBP ile Kürd Sorunu
Çözüm Platformu ile kim bu protokolu yapttı? haberimiz yok,parti
kurmaya kim adımıza karar verdi.İşin ilginç yani sanki bu
insanlar bir yıla yakındır birlikte değilmiş gibi güven bunalımı
ortaya çıktı.
Hatta,bazıları bizi bir yerlere monte etmeye, bazileri ise,
bizi bir yerlere ilhak ettiniz gibi ciddi eleştiriler
yaptılar. Yani bunca çalışmaya rağmen ne yazık ki yine umud
verici bir gelişme bu kezde yaşanmdı.Parti kurma,diğer oluşumla
ilgili net bir bakış açısı ortaya konulmadı.Yalnız kimilerin tek
siyasi malzemesi İmrali süreci,İllegaliteye karşı olma gibi
söylemlerıdı. Ama ilginçtir; Legal Kürt Kimlikli Parti kurmaya
da kimsenin ortaya çıkıp birşeyler söylemeye de cesareti
yoktu.Tek gerekçeleri Anayasa ve Partiler yasasıdır. Sanki
geçmişte kapatılan partilar Kürt Kimlikli partilarmış gibi!..
Benim de bazı şeyleri söylememi istediler.Konuk olduğumu ifade
ederek, yalnız iki konuya dikkatlarını çektım.
a) Bu hareketın baştan beri yanlış temeller üzerinde
kurulduğunu geçmişin değeleri ve geleneklerin her zaman herkese
prim yapilmamasi ,o değerlere bağlı saygılı ve
gerektığınde savunmak gerekır dedim.
b) Bırakınız bu illegalite düşmanlığını; mazlum Kürt halkını
savunma iddeasında olanların işi hiç, ama hiç bu
olmamaldır.İllegaliteye karşı olanlara, yol yordam göstermek
Kürdlere düşmez,Devlet kendi görevini bizlerden daha iyi yapar
birakınız devlet kendi göervini yapsın!..Ve böylece ne yazık ki
verimsiz bir toplantı sergilendi. Ve tekarar diğer platformla
görüşecekleri yönünde muğlak bir karala sona ermış
oldu.
Sonuçta; anlaşılan o ki Kürtler açısında bu yil da geçen
yıllar umud verici ve topralayici olmadı. Ama BÖYLE GİDERSE BİZ
KÜRTLERİN 2002 YILNDA DA İŞİ ZOR. Umudumu her zamanki gibi gelecek yılda
da Kürtlerin birliğine yönelik inanciyle, herkesin birliğe
katkı dileğiyle yeni yıllarını kutlarım.